Ekolojik Ayak İzi Nedir?

ekolojik ayak izi nedir
Yazan Ekolojist

Ekolojik Tahribatın İzi

İnsanlık olarak bir parçası olduğumuz ve dolayısıyla her türlü ihtiyacı karşıladığımız gezegenimize sorumlu olduğumuzu göstermek için sormamız gereken sorulardan biri de ekolojik ayak izi nedir? Bu sorunun cevabı aslında bizi hayatta tutan; yiyecek, barınma ve ısınma gibi ihtiyaçlar ile bağlantılı olarak cevaplanabilir. Bütün bu ihtiyaçlar ile ekolojik ayak izinin önemi de 2050 yılında dünyada yaşayan insan sayısının 9,6 milyara çıkacağı tahmini ile daha da önemli bir hale geliyor.

Yukarıda saydığımız insanın temel ihtiyaçları bağlamında ne kadar enerji ve kaynağa ihtiyacımız olduğunu ekolojik ayak izi nedir? sorusunu cevaplayarak buluyoruz. Ekolojik ayak izi dünya nüfusunun ekosistemden ne kadar kaynak talep ettiğini ve ne kadar geri kazandırması gerektiğini ölçmek için kullanılıyor. Ekolojik ayak izini ölçerken insanlığın talep ettiği bölümde bitki tabanlı besinler, lifli gıdalar, büyük ve küçükbaş hayvanlar, deniz ürünleri, kereste gibi orman ürünleri, yapılaşma gibi unsurlar bulunuyor. Bunlara ayrıca ormanların fosil yakıtlardan gelen karbon salınımını ne kadar absorbe ettiği de ekleniyor. Bütün bunlar insanların dünyadan talep ettiği kaynaklar. Bu kaynakları tüketirken yaşam döngüsünün sağlanması için de dünyaya katkı sağlamamız gerekiyor. Bunu yaparken de biyolojik olarak toprağa, havaya ve suya katkı sağlayacak çalışmalar yapılması önemli. Bunların hepsi de ekolojik ayak izine dahil ediliyor.

Ekolojik ayak izi kısaca belirli bir nüfusun doğaya yükünü hesaplamak amacıyla oluşmuş bir yöntemdir.

Dünyada üretim yapılabilen alanları, dünyada yaşayan nüfusa oranladığımızda ortaya çıkan değer, bir insanın barınmasını, beslenmesini, ısınmasını sağlayan ve oluşan atıkları etkisiz hale getiren kara ve deniz alanlarıdır yani bir kişinin ortalama ekolojik ayak izidir.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse; Günde 1 ekmek (300 gr.) tüketen birinin, yılda yiyeceği 109,5 kg ekmek için ne kadar alana tahıl ekimi yapılmalıdır veya içtiği su ne kadar alandan temin edilmektedir, atıklarının yok edilmesi için ne kadar alan kullanılmaktadır? Bu soruların cevabı bize ekolojik ayak izini vermektedir. 

ekolojik ayak izi

                                                                                                       WWF – Türkiye’nin Ekolojik Ayak İzi Raporu

Biyolojik Kapasite

Ekolojik ayak izi aynı zamanda biyolojik kapasite ile de ölçülüyor. Biyolojik kapasite bir şehrin ekolojik ayak izi gibi en küçük birimden başlanıp bir bölgenin veya tüm gezegenin kapasitesini ölçebiliyor. Hem ekolojik ayak izi hem de biyolojik kapasite için de küresel hektar (kha) adı verilen bir birim kullanılıyor. Günümüzde bazı bölgeler biyolojik kapasite dahilinde üretim ve tüketim yaparken bazıları ise bu sınırı aşarak ekolojik ayak izi dengesini bozabiliyorlar.

Dünyanın kaynaklarını yenilemesi için ise şu anda katkıda bulunduğumuz kapasitenin çok daha fazlasına ihtiyaç var. En son ölçümlere göre bu rakam 1,5 katı olarak görünüyor.

Nüfus artışı, toprağın bozulması, git gide artan enerji maliyetleri, içilebilir tatlı suyun azalması gibi sebepler biyolojik kapasitenin her geçen gün azalmasına sebep oluyor.

türkiyenin ekolojik ayak izi

ekolojik ayakizi

                WWF – Türkiye’nin Ekolojik Ayak İzi Raporu

Karbon Salımını Artıran Sebepler 

Karbon salımı, doğal kaynakların tüketilmesi ve yerine konulmaması sonucunda artarak dünyanın biyoçeşitliliğine ve doğrudan dünyadaki yaşama zarar veriyor. Karbon salımı, orman alanlarının kereste için kullanılması ve tarım arazisi açmak için yok edilmesi, yasak avlanma, denizlerin kapasitesinden fazla balık avı ve artan sanayi sebebi ile açığa çıkan karbon ile artıyor. Ekolojik ayak izi nedir? sorusunun cevabı bir de bunun ölçülebilirliği ile birlikte geliyor.

1961’de toplam ayak izinin karbon salınımı ayağı %36 iken 2010 yılında bu oran %53’e kadar çıkmış durumda. Fosil yakıtların yanması ile açığa çıkan karbon, ekolojik ayak izinin en büyük bileşenlerinden birini oluşturuyor. Her geçen gün artan endüstri ve motorlu taşıtların fazlalaşması ile de bu oran giderek artıyor ve gezegenimize daha büyük çapta  zarar vermeye devam ediyor.

1990 yılında British Columbia Üniversitesinden Mathis Wackernagel ve William Rees ekolojik ayak izi kavramını bilim dünyasına sunmuştur. Ekolojik ayak izi sayesinde her kurum birlikte çalışarak gezegene hem talep hem de katkı bağlamında nasıl uygulamalar yapmaları gerektiğini biliyor. Sadece kurumlar değil aynı zamanda bireyler de tek tek ne kadar karbon salınımı yaptıkları ve ekolojik ayak izi ile ilgili bilgi alabiliyor ve uygulamada bulunabiliyor.

Yazar Hakkında

Ekolojist

Ekolojist.net - Çevreci Haber Sitesi

Düşüncelerinizi Paylaşın