İklim Değişikliğinin Etkileri

İklim bir bölgede uzun süre gözlemlenen sıcaklık, nem, basınç, yağış gibi olguların ortalamasına denir. Günümüz dünyasının başına gelen en büyük tehlikelerden biri iklim değişikliğidir. Dünyanın her bölgesinde olduğu gibi güzel ülkemizde de her bölgenin her yöresinin kendine özgü bir iklim yapısı vardır.

Kuzey bölgelerimiz hemen hemen yılın her günü yağmur yağışı alıyorken, batı bölgemiz yazı sıcak hava ile kışı yağmur yağışlı geçirmektedir. Güney bölgemiz tam ortadan ikiye ayrılarak batı bölgesi batı iklimi, doğu bölgesi de doğu iklimini yaşamaktadır. Doğu bölgemiz ise iklimini yazın bazen yaz yağmurlarıyla sıcak bir havada geçirmekte kış mevsimin de ise kışın en sert yüzünü yaşayıp yoğun kar yağışı ve tipiyle karşı karşıya kalarak birçok noktasında yolları ve iletişimi kesilmektedir.

Tıklayın: İklim Değişikliği Nedir?

Böylesine çeşitli ve güzel bir iklimin yaşandığı ülkemizde ve dünyada, bu güzellikler artık yok edilmekte ve yaşanamamaktadır. Dünya üzerindeki her ülkenin iklim özelliklerini doğal olarak matematik konumları ve özel konumları belirlemektedir. İklim ve iklim değişikliğinin sebeplerini buyurun ayrı bir alt başlıkta inceleyelim.

İklim Değişikliği Sebepleri

              1) Sanayi sektörü

Tüm bu iklimsel güzelliklerin yanı sıra artık günümüzde bu iklim özelliklerinin tamamı insan eliyle olmakla beraber ortadan kaldırılmaktadır. Dünya da özellikle sanayi sektöründe gelişmiş ülkeler bu iklim değişikliğinde diğer bir adıyla iklim bozulmasında en büyük paya sahiptirler. Çünkü iklim değişikliğine en büyük sebebiyet veren durum sanayi sektörü atıklarıdır. Bu sanayi atıkları, fabrikaların veya kimyasal üretim yapan çeşitli sektör içi iş sahalarının çevreye yaymış olduğu gaz atıkları gökyüzüne yükselerek bulunduğu bölge de yağış düzenini etkileyerek ve ozon tabakasının tahribatına yol açarak iklim özelliğinin ortadan kalkmasına sebep olmaktadır. Çünkü tahribata uğrayan ozon tabakasının zararlı güneş ışınlarını süzme özelliği ortadan kalkmakta ve hiçbir engele uğramayan güneş ışınlarının direk yeryüzüne inerek ısınmasıyla buzulların eriyerek su seviyesini yükseltmesine sebep olmaktadır. Bu tehlike her geçen gün şiddetle artmaktadır. Sanayi sektörünün iklim değişikliği konusunda ki bu rolünün etkisini kaybetmesi adına, sanayi proseslerin de temiz enerji verimliliğinin artırılması ve bu sektörde kullanılan sera gazı emisyonuna neden olan teknolojilerden, çevreye duyarlı ve çevre dostu teknolojilere geçiş sistemleri kullanılmalıdır.

2) Araç Egzostlarından Çıkan Zehirli Gazlar

Dünya nüfusu şuan itibariyle yaklaşık 7 milyardır. Dünyada 2010 yılı rakamlarına göre her bin kişiye 130 araç düşmektedir. Bu dünyamız iklimini olumsuz etkileyen sera gazları miktarı açısından oldukça ciddi bir rakamdır. Milyonlarca araçtan çıkan gaz salınımları gökyüzüne yükselmekte ve oradaki atmosfer tabakalarına ciddi zararlar vermektedir. Bu süreç her ne kadar yavaş yavaş işlesede birgün ciddi bir tehdit olarak insanların karşısına çıkabilme ihtimalleri vardır. Bu yüzden benzinli, lpgli ve dizel yakıtlı araçların yerine artık hibrit adı verilen elektrikli araçlar üretilmektedir ve kullanılmalıdır. Diğerlerine göre çevreye daha duyarlı olan bu araç çeşitlerinin kullanımının yaygınlaştırılması iklim değişikliğine yol açan küresel ısınma ile mücadele konusunda atılması gereken ciddi bir adımdır. Bu sayede iklim değişikliği sebepleri bir nebze olsun ortadan kaldırılabilmektedir.

İklim Değişikliğinin Pasifik Ülkelerine Etkileri

Pasifik ülkeleri bu ismini pasifik okyanusuna kıyılarından dolayı almaktadır. Bu okyanusa kıyısı olan yaklaşık 42 ülkenin iklim değişikliğinden ciddi derece etkilenmesinin en büyük sebebi okyanusa olan kıyılarından dolayı dünyada meydana gelen ısınmanın buzulları eritmesiyle okyanusun su seviyesinin yükselmesinden doğrudan etkilenmeleridir. Bu iklim değişikliğinin pasifik ülkelerine etkileri önüne geçilmez ise oldukça yıkıcı olacaktır. Bu ülkelerin bir çoğu belki tamamı sular altında kalacaktır. Bu tehlike yaklaşık 18 pasifik ülkesinin katılımıyla dünyanın en küçük ada ülkesi olan Nauru’da düzenlenen 49. Pasifik Adaları Forumun’da imzalanan Boe bildirgesinde vurgulanmış ve bu pasifik ülkelerine uyarılarda bulunulmuştur. Birleşmiş Milletlerin de bu yöndeki bir çalışması olan ve japonyanın Kyoto şehrinde 1997 yılında imzalanan ve 2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto protokolüne, 178 ülke imza atarak bizzat destek vermiştir. Fakat hem Birleşmiş Milletler hem de pasifik ülkelerinden olan Amerika Birleşik Devletleri 2001 ve Kanadanın 2011 yılında bu can kurtaran protokolden çekilmesiyle protokol anlamsızlaşmış ve dünyayı her geçen gün daha büyük bir trajedik sona doğru sürüklemektedir. Çünkü yukarıda belirttiğimiz iklim değişikliği çeşitlerinin oluşumunun dünya ülkeleri üzerindeki en büyük payı Amerika Birleşik Devletlerine aittir. Hızla gelişen sanayisinin yavaşlamasını istemeyen bu devlet dünyanın ikliminin belirgin bir şekilde değişmesini görmezden gelmektedir. Pasifik ülke halklarının bu olumsuz durum karşısındaki tedirginliği ve çaresizliği her geçen gün artmakta ve güvenlik, geçim sıkıntısı, ve refah yaşantı gibi insani olgu beklentileri her geçen gün tehlikeye girerek azalmaktadır. Bu forum da pasifik ülkelerinin birbirleri ile insani yardım, çevre, güvenlik ve ulusları aşan suçlar kapsamında ortak mücadele etmesi kararlaştırılarak Amerika Birleşik Devletlerine de anlaşmadan çekildiği, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında 2015 yılında 29 maddeden oluşturulan Paris Anlaşmasına dönme çağrısı yapıldı. Tüm dünya ülkelerinin tepkisine rağmen henüz bu uluslararası anlaşmalar kapsamında üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu açıklamayan Amerika Birleşik Devletleri iklim değişikliği hususunda henüz bir adım atmış değildir. Pasifik ülkeleri bu talihsiz durumla mücadele için bir çok defa forumlar, genelgeler, bildirgeler düzenleyerek hem dünya ülkelerine tehliketinin boyutunu duyurmak hemde bu sorunun sadece pasifik ülkelerini ilgilendirmeyip tüm dünyadaki yaşamı olumsuz etkileyebileceği konusunda farkındalık oluşturmaya çalışmaktadırlar. İklim Değişikliği Ve Politikaları Uygulama Ve Araştırma Merkezi, denizlerde ve okyanuslarda meydana gelen gel-git olayı değerleri, suların yükselmesiyle alakalı çekirdek numuneler ve uydunun deniz seviyelerindeki ölçümleri dikkate alındığın da dünyada bulunan suların 100 yıl içerisin de ortalama 10-20 cm arasında yükseldiğini ortaya koymuştur. Bu durum pasifik ülkeleri açısından henüz ciddi bir tehdit oluşturmazken, yaşadığımız yüzyılda suların yükselmesinin yılda 3,2 mm’ye ulaşmasının ardından artık tehlikenin gittikçe ciddi boyutlara ulaşması tüm dünyadaki tedirginliğide bir hayli artırmıştır. Pasifik ülkeleri halkları tüm dünya ülkelerinden ortak bir çaba ile gereken adımların atılarak hızla işleme koyulmasını istemektedir. Eğer bu durumun önüne geçilmezse veya geçilemezse dünyadaki yaşamın dahi sonu olabilecek noktalara ulaşılması kaçınılmaz olacaktır. Suların yükselmesinin, pasifik okyanusu ülkelerinin içlerine doğru ilerlemesi aşama aşama tarım topraklarında kirliliğe, karada yaşayan hayvanların yaşam alanlarının yok olmasına, bitki örtüsünün tahrip olmasına, yıkıcı erozyonlara ve milyonlarca insanın yaşam alanlarını terk etmesine neden olacaktır. Bu kıyamet sahnesini andıracak durum ilk etapta okyanus ve denize kıyısı olan ülkelerde görülecek ve ardından ise içlere ilerledikçe diğer tüm ülkeler için aynı sahnelerin yaşanmasına sebep olabilecektir. Bu küresel ısınma ve iklim değişikliklerin artacağı yönündeki uzman tahminleri sadece Grönland’da bulunan buz kütlelerinin tamamen erimesinin bile suların 7 metreye kadar yükselmesine sebep olacağını söylemektedirler. Dünya yavaş yavaş yok oluşa doğru mu gidiyor bilinmez fakat yaşananlar bir an önce elden ne geliyorsa yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Çünkü bu yaşadığımız, dünya içerisinde bulunan herkesin ve herşeyin dünyasıdır. Dünyanın bir noktasında meydana gelen bir olay tüm dünyayı etkilemektedir. Atmosferdeki ozon tabakasının delinmesine sebep olan sera ve diğer kimyasal gazların kullanımını azaltan ülkelerin bu taşın altına elini koyduğu anlamına gelir. Ozon tabakasının delinmesini ve zararlı güneş ışınlarının hiçbir engele takılmadan yeryüzüne inmesini bu gazları kullanmayarak engellemeye çalışabilir, bu sayede küresel ısınmaya engel olunarak buzul erimelerini de yavaşlatabiliriz. Dünyamızı kurtarmak ancak böyle mümkündür. Bu görev sadece pasifik ülke halklarına değil dünya üzerinde bulunan bütün ülke halklarına düşmektedir. Daha yaşanılabilir bir dünya için, lütfen iklim değişikliğine dur deyin.

 

Yazar Hakkında

Ekolojist

Ekolojist.net - Çevreci Haber Sitesi